Müşteriden tahsil edilemeyen alacak yüzünden kredi kullanmak zorunda kalan işletme, ödediği faizin temerrüt faizini aşan kısmını borçludan isteyebilir. Talebin kaderini belgeler belirler.
Tedarikçi malı teslim eder, müşteri ödemeyi geciktirir, tedarikçi bu boşluğu kredi ile kapatır. Kredi faizi işlemeye devam ederken, borçludan talep edilebilecek temerrüt faizi çoğu zaman bu maliyetin altında kalır. Aradaki fark, kanunen alacaklının üzerinde kalması gereken bir zarar değildir.
Temerrüt faizini aşan zarar
Alacaklının uğradığı zarar, işlemiş temerrüt faizinden fazlaysa, borçlu kusursuz olduğunu ispat edemediği sürece bu aşan kısmı da tazmin etmekle yükümlüdür.
Bu düzenleme, uygulamada en az kullanılan alacaklı haklarından biridir. Sebebi hukuki bir engel değil, ispat güçlüğüdür.
Neyin ispatlanması gerekir
Talebin kabul edilebilmesi için üç unsurun birlikte ortaya konulması gerekir:
- Zararın varlığı ve tutarı. Kullanılan kredinin sözleşmesi, kullandırım tarihleri, faiz oranları ve ödenen faiz tutarlarını gösteren tablolar.
- Nedensellik bağı. Kredinin, tahsil edilemeyen alacak nedeniyle kullanıldığının ortaya konulması. Kredi tutarı ile alacak tutarının ve kredinin kullanıldığı tarih ile temerrüt tarihinin örtüşmesi burada belirleyicidir.
- Zararın temerrüt faizini aştığı. Ödenen kredi faizi ile talep edilebilecek temerrüt faizinin karşılaştırmalı hesabı.
Kayıtları düzenli tutulmuş bir işletmede bu ispat mümkündür. Tutulmamışsa talep çoğunlukla sonuçsuz kalır.
Dosyanın hazırlanması
Uygulamada işe yarayan yaklaşım, zararın dava açıldığında değil, doğduğu anda belgelenmeye başlanmasıdır:
- Vadesi geçen her alacak için tarihli bir ihtar gönderilmesi,
- Kredi kullanımının, hangi alacağın karşılığında kullanıldığını gösteren bir iç yazışma veya yönetim kararıyla ilişkilendirilmesi,
- Muhasebe kayıtlarında alacak ve kredi hareketlerinin izlenebilir tutulması,
- Cari hesap mutabakatlarının düzenli olarak alınması.
Bu dört adım, dava aşamasında bilirkişi incelemesinin dayanacağı zemini oluşturur.
Zamanaşımı
Alacaklar kendiliğinden sona ermez, ancak zamanaşımına uğradıklarında dava yoluyla tahsil edilemez hâle gelir. Aksi öngörülmedikçe genel zamanaşımı süresi on yıldır; bazı alacak türleri için daha kısa süreler geçerlidir.
Kredi maliyetinin tazminine ilişkin taleplerde de süre işlemeye devam eder. Yıllar önce tahsil edilememiş bir alacak nedeniyle bugün hâlâ faiz ödeniyor olması, talebin süresiz olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle açık alacakların ve bunlara bağlı finansman zararlarının düzenli aralıklarla, tercihen yılda bir kez gözden geçirilmesi gerekir. Gözden geçirmede tespit edilecek şey basittir: hangi alacaklar hâlâ dava edilebilir durumda, hangileri süre bakımından sınıra yaklaşmış.
Sonuç
Geç ödeme nedeniyle katlanılan finansman maliyeti, ticari hayatın normal bir gideri olarak kabul edilmek zorunda değildir. Bu maliyeti borçluya yansıtmanın yolu ise dava dilekçesinden değil, alacağın doğduğu andan itibaren tutulan kayıtlardan geçer.
Randevu Talebi
Ticari Alacak ve Sözleşmeler
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için değerlendirme yapılmadan hareket edilmemelidir.

