Ticari işlerde temerrüt faizi
Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde, sözleşmede ödeme günü belirlenmişse borçlu o günün geçmesiyle, belirlenmemişse kanunun öngördüğü sürelerin dolmasıyla ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmamışsa kanun, Merkez Bankası’nın ticari işlemlerde uyguladığı avans faiz oranının belirli bir oranda fazlasını öngörür.
Buradaki kritik nokta, kanuni oranın çoğu zaman gerçek finansman maliyetinin altında kalmasıdır. Sözleşmeye alacaklının fiilî maliyetini karşılayan bir faiz oranı yazıldığında, geç ödemenin yükü borçluda kalır. Yazılmadığında ise fark, farkında olmadan alacaklının üzerine biner.
- Sözleşmede açık bir temerrüt faizi oranı ve işleyiş başlangıcı belirlenmeli
- Ödeme vadesi, fatura tarihi değil teslim veya kabul tarihine bağlanmalı
- Kısmi ödemelerin önce faize mi anaparaya mı mahsup edileceği yazılmalı
- Ticari işlerde faizin anaparaya eklenmesi ancak kanunun izin verdiği sınırlar içinde kararlaştırılabilir
Temerrüt faizini aşan zarar: kredi maliyetinin tazmini
Alacaklının uğradığı zarar, işlemiş temerrüt faizinden fazlaysa, borçlu kusursuz olduğunu ispat edemediği sürece bu aşan kısmı da tazmin etmekle yükümlüdür. Uygulamadaki en tipik görünümü şudur: müşteriden tahsil edilemeyen alacak nedeniyle işletme kredi kullanmak zorunda kalır ve ödediği kredi faizi, borçludan alabildiği temerrüt faizinin belirgin biçimde üzerindedir.
Bu farkın talep edilebilmesi için zararın somut olarak ortaya konulması gerekir: kredi sözleşmesi, kullanım tarihleri, ödenen faiz tabloları ve alacakla kredi arasındaki nedensellik bağı. Kayıtları düzenli tutulmuş bir işletmede bu ispat mümkündür; tutulmamışsa talep çoğunlukla sonuçsuz kalır.
Zamanaşımı: alacağın sessizce yok olması
Alacaklar kendiliğinden sona ermez, ancak zamanaşımına uğradıklarında dava yoluyla tahsil edilemez hâle gelir. Genel zamanaşımı süresi on yıldır; buna karşılık kira, faiz, ücret ve benzeri dönemsel edimler ile bazı ticari alacaklar için daha kısa süreler öngörülmüştür.
Kredi maliyetinin tazminine ilişkin taleplerde de süre işlemeye devam eder. Yıllar önce tahsil edilememiş bir alacak nedeniyle bugün hâlâ kredi faizi ödeniyor olması, talebin süresiz olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle açık alacakların ve bunlara bağlı finansman zararlarının düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerekir.
Sözleşmeyi baştan doğru kurmak
Ticari uyuşmazlıkların çoğu, sözleşme aşamasında birkaç cümleyle önlenebilecek konulardan doğar. Teslim ve kabul usulü, ayıp bildirim süreleri, ödeme vadesi, faiz, cezai şart, teminat, fesih hâlleri ve yetkili mahkeme: bunların yazılı olmaması, uyuşmazlık çıktığında tarafların kanunun genel hükümlerine mahkûm olması demektir.
Karşı tarafın hazırladığı standart sözleşmeyi imzalamadan önce gözden geçirmek, imzalandıktan sonra aynı metni tartışmaktan her zaman daha ucuzdur.
Sıkça sorulan sorular
Sözleşmede faiz oranı yazmıyorsa ne olur?
Kanunun öngördüğü oran uygulanır. Ticari işlerde bu oran, Merkez Bankası’nın avans işlemlerinde uyguladığı orana bağlı olarak belirlenir ve çoğu zaman alacaklının gerçek finansman maliyetinin altında kalır.
Ödeyemeyen müşteri yüzünden çektiğim kredinin faizini talep edebilir miyim?
Temerrüt faizini aşan zararın tazmini mümkündür. Ancak kredi ile tahsil edilemeyen alacak arasındaki bağın ve ödenen faizin belgelerle ortaya konulması gerekir. Kredi sözleşmesi, ödeme planı ve muhasebe kayıtları bu ispatın temelini oluşturur.
Ticari alacaklarda zamanaşımı ne kadar?
Aksi öngörülmedikçe genel süre on yıldır. Bazı alacak türleri için beş yıl gibi daha kısa süreler geçerlidir. Sürenin ne zaman işlemeye başladığı, alacağın muaccel olduğu tarihe göre belirlenir.
Faize faiz işletilebilir mi?
Kural olarak hayır. Ticari işlerde, tarafların her ikisinin de tacir olması ve kanunun aradığı diğer şartların bulunması hâlinde, cari hesap ve ödünç ilişkilerinde sınırlı olarak kararlaştırılabilir.
